Spora Başlarken...
Teknolojinin her geçen gün hızla gelişmesi, diğer taraftan iyi planlanmadan hayata geçen inşaat projeleri ve bunların da yanında oyuncak sektörünün de farklılaşma göstermesi, en değerli varlıklarımız olan çocukları evde bilgisayar, televizyon karşısında uzun zaman geçirmeye veya sosyal iletişim becerilerinin gelişmesine kapalı oyuncaklarla oynamaya zorlamaktadır. Bu durum karşısında yorulmak bilmeyen çocuklar, hareketsizliğe mahkûm edilmektedir.
Özellikle okul öncesi dönemdeki çocukların hareketliliğe bağlı olarak kas ve kemik yapılarının güçlenmesi, sinir – kas koordinasyonu, sürat, kuvvet yapılarında gelişme sağlanması, çok önemlidir.
Birçok aile artık çocuklarının içinde bulundukları durumun farkına varmaktadır. Bunun neticesi olarak son zamanlarda okul öncesi çocuklarla alakalı olarak veliler: “Spor okullarına katılmak faydalı mıdır?”, “Çocuğumun ruhsal ve bedensel uyumu iyi mi?”, “Futbol okuluna kaç yaşında göndermeliyiz?”, “Çocuğum için hangi spor dalını seçmeliyim?” sorularını yöneltiyorlar.
Burada dikkat edilmesi gereken en önemli başlıklardan bir tanesi; ailelerin hareketsizliğe karşı çözüm arayışına girmiş olmaları ve bununla birlikte heyecanla çocukları için sporun bir dalı ile ne kadar erken başlarsa o kadar iyidir düşüncesine kapılmış olmalarıdır.
Ancak okul öncesi dönemindeki çocukların, sporun herhangi bir dalına başlatılarak, spor dalına yönelik programlar uygulanmasının çokta yararlı olmadığı artık bilinmektedir. Bu yaş grubu çocuklarda öncelikle hareketliliği sağlayacak aktivitelerin yapılması, yaş dönemlerine göre hazırlanmış özel programlarla doğal gelişimlerinin desteklenmesi gerekmektedir.
Önem taşıyan diğer bir konu ise, çocuklara öncelikli olarak spor kültürünün verilmesi amaçlanmalıdır. Sporun hayat boyunca en önemli hedef olmadığı, ama hayatımızda sürekli olarak yer vermemiz gerektiği düşüncesini oturtmaktır. Diğer bir deyişle; spor hayatımızda bir amaç olarak değil, bir araç olarak yer almalıdır. Öncelikli olarak bu kültür aşılandığında gelecekte toplumumuzda spor yapan bireylerin sayısında belirgin bir artış gözlenecektir. Çocuklar yaşamlarında sporu devam ettirirken ileride sporun herhangi bir dalında yeteneği olanlar tespit edilerek doğru alanlarda üst seviyelerde sporculuk yapma imkanı sunulmalıdır. Sportif yeteneği düşük seviyelerde olan çocuklar ise elit sporcu olmasalar bile yaşamlarında spora daima yer vermelerinin gerektiği bilincinde yaşamlarını sürdürmelidirler.
Öncelikle spor yapma kültürünü aktardıktan sonra çocuklarla en doğru aktivitelerin yapılması konusunda bilinçli bir tercih çok önemlidir. Spor dalı seçmeden, çocukların doğal gelişim ihtiyaçlarına cevap veren doğru programlar uygulayan bir eğitim merkezi tercih edilmelidir.
Bu anlamda İstanbul’da öneride bulunabileceğim iki eğitim merkezi mevcuttur. Bunlardan biri, uzun yıllardır eğitim sektöründe olan Bahçeşehir Kolejlerin de 4-7 yaş grupları için programlanmış, Türkiye’de ilk kez anaokulu binalarının içine yalnızca sportif uygulamaların yapıldığı merkezleri kurarak çocukların fiziksel gelişimlerine okul içi derslerle de çözümler üreten SBK Merkezi'dir. Benzer uygulamalar yapan diğer bir kurum ise Kids-Sport ‘dur.
Bahsetmiş olduğum her iki kurum da hafta içi özel programlarının dışında hafta sonlarında tüm çocukların kayıt yaptırıp eğitim alabileceği özel hafta sonu programları yürütmektedirler. Ayrıca konusunda uzman eğitmenleri ve spor danışmanları ile çocukların 7 yaş sonrasındaki doğru spor dalına yönlendirilmesinde de ailelere yardımcı oluyorlar. Günümüz şartlarında her çocuğun muhakkak katılması gereken sportif beceri ve koordinasyon eğitimlerini bu eğitim merkezlerinden karşılayabilmek mümkün.
İlerleyen günlerde çocukların fiziksel gelişimlerine yönelik daha çok bilgi paylaşmayı ümit ediyorum. Bunun yanında ailelerin ve eğitim kurumlarının çeşitli sorumlulukları hakkında bilgiler vereceğim.
Saygılarımla
İbrahim Hakkı ADAN
|